metelik

metelik
metèlik m <V -iče, N mn -ici>
DEFINICIJA
pov. osmanski bakreni novac s nešto srebra
ETIMOLOGIJA
tur.fr. métallique ← grč. v. metal

Hrvatski jezični portal. 2014.

Игры ⚽ Нужно сделать НИР?

Look at other dictionaries:

  • metelik — is., ği, esk., Fr. metallique 1) Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para Köprüyü yelek cebimdeki son metelikle geçtim. Y. Z. Ortaç 2) mec. Çok az para Bende tek metelik yok diye kahkahayı bastı. Ö. Seyfettin Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • metelik etmez — çok değersiz görülen (nesne veya kimse) Gözümde, milyonu olsa da kalp para ile metelik etmez. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • metelik vermemek — değer ve önem vermemek, umursamamak, aldırış etmemek Orayı gördükten sonra ben, gayri dünyanın hiçbir tarafına metelik vermem. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Orhan Gencebay discography — This article contains information about all releases by Turkish artist Orhan Gencebay. Singles Columbia Records Meğer Sevmek Pek Yalanmış/Metelik Oyun Havası (1963) Yare Pazen Seçemedim/Yeni Yolun Düzleri (1964) Neredesin Leylam/Felek Gurbete… …   Wikipedia

  • Liste türkischer Inseln — Dies ist eine Liste türkischer Inseln, geordnet nach Gewässer und Zugehörigkeit zu einer der 81 Provinzen der Türkei: Inhaltsverzeichnis 1 Inseln im Ägäischen Meer 1.1 Çanakkale (Provinz) 1.2 Balıkesir (Provinz) …   Deutsch Wikipedia

  • μεταλίκι — και μεταλλίκι το παλαιό τουρκικό χάλκινο νόμισμα, αξίας δέκα παράδων. [ΕΤΥΜΟΛ. < τουρκ. metelik < μεταλλ ικόν. Ο τ. μεταλλίκι μαρτυρείται από το 1824 στην εφημερίδα Εστία] …   Dictionary of Greek

  • метелик — (тур. metelik) стара турска бакарна монета со мала примеса на сребро …   Macedonian dictionary

  • sermaye — is., tic., Far. ser + māye 1) Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. A. Gündüz 2) Varlık,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tutmak — i, ar 1) Elde bulundurmak, ele almak Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin 2) Ele geçirmek, yakalamak Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin 3) Avlamak Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”